İnsan hayatında sıfırdan, yepyeni bir sayfa açmak isterse nereden başlamalı?
Cevabı kişisel olmakla birlikte yeni bir başlangıç için her yer seçilebilir; ama kimsenin seçmeyeceğinden emin olduğum bir tek yer var : DÜNYANIN SONU.
Oysa gerçekten başlamak için önce sona varmak gerekir.

Ben de işte oradan yani dünyanın sonundan başlamaya gidiyorum.
İspanya ve Galiçya’yı yürüyerek geçip Galiçya’nın Atlantik okyanusu kıyısında yer alan son noktaya; Finisterre’ya ulaşacağım.
Antik Roma’da Finisterre, bilinen dünyanın en uç noktasıydı. Galiçya’da yer alan bu sarp burun; antik çağ insanları için okyanusun ötesinde hiçbir yaşamın olmadığı; güneşin her akşam sulara gömülerek yok olduğu gizemli bir sınır çizgisiydi. Bu yüzden buraya “DÜNYANIN SONU” dediler ve Paganların da yaptığı gibi; güneşin yeniden doğuşunu garanti altına almak için bu burunda geceler boyunca tanrılara kurbanlar sundular…
Dünyanın sonu kabul edilen Finisterre’nın bulunduğu kıyı şeridinde, dev dalgalar, yoğun sis ve keskin kayalıklar yüzünden tarih boyunca yüzlerce gemi battı. Batan gemiler büyük trajediler yarattı ve trajediler de gemi yutan denizci ruhlarını barındıran efsaneler doğurdu… Ve böylelikle bu kıyıya zamanla ‘Costa da Morte’ yani Ölüm Kıyısı adı verildi.
Efsaneler onları taşıyabilecek ruhu olan yerlerden doğar ve o ruhta beslenerek can bulur…
Tam da bu sebeple yeniden doğmak için; Finisterre’ya varıp Costa da Morte’nin keskin kayalıklarından okyanusa ayaklarımı sarkıtacağım.. Havada salladığım ayaklarımdan kendime kanatlar yapacağım ve o boşlukta eşsiz gün batımının sonsuzlukla buluşmasını ve okyanusun güneşi içine çekerek geceyle harmanlamasını izleyeceğim.
Ve tam da o an, Çin Seddinde de yaptığım gibi; “I’m fucking alive!” diye bağırarak korsan denizci ruhlarına bir de selam çakacağım.
Dünyanın sonunda da olsa alt tarafı gün batımı, bunun için yüzlerce kilometre yürünür mü diyorsunuz değil mi?
BENİM O KİLOMETRELERİ KOŞASIM VAR!
Temmuz 2026, Bodrum.

